Want to create interactive content? It’s easy in Genially!
5 ARKADAŞIN HİKAYESİ
Fatma eroğlu
Created on May 4, 2022
Start designing with a free template
Discover more than 1500 professional designs like these:
View
Essential Learning Unit
View
Akihabara Learning Unit
View
Genial learning unit
View
History Learning Unit
View
Primary Unit Plan
View
Vibrant Learning Unit
View
Art learning unit
Transcript
Öğrencİm dİjİtal yerlİ
Arkadaşlık eksiklikleri tam eden, var olanı çoğaltan insanlığa verilmiş en güzel armağandır.
5 Arkadaşın Hikayesi
Bu hİkaye İçerme konusu İçİn öğrencİm dİjİtal yerlİ etwİnnİng projesİ ortakaları tarafından kurgulanmıştır
Karakterler
Büşra
Yusuf
Madina
Öğrenme güçlüğüne sahip
Sosyo ekonomik düzeyi düşük
Görme engelli
Ahmet
Firaz
Suriyeli Mülteci
Melek Öğretmen
Anne baba ayrı
Her zamanki gibi yine içeri girmek için zil çalmıştı. Koştur koştur koridordan koşan çocuklar, birbirine çarpanlar... Tam sınıfa girmek üzere olan Ahmet, annesini pencereden görmüştü. Yine onu uzaktan izlemeye gelmişti demek. Babası ile annesi ayrıldıktan sonra annesini sadece pencerelerden görmeye alışmıştı Ahmet. Annesine bakmamaya çalışarak sınıfa girdi. Sınıfta çok ses vardı. Yine sınıftaki kızlar Suriyeli Firaz ile dalga geçiyordu. Diğer yandan erkekler, öğrenme güçlüğü çeken Büşra'nın defterini karalıyor, sen zaten anlamıyorsun diye hakaretlerle kızı rahatsız ediyorlardı. Ve Melek öğretmen sınıfa girdi. Herkes sırasına geçmiş, tüm sınıf susmuştu.
Melek öğretmen, adı gibi melek gibi biri olsa da disiplinini de elden bırakmazdı. Dersini anlatırken, birden bire kapı çaldı. Sınıfa yeni bir öğrenci gelmişti. Fakat sanırım o da diğer öğrencilerin kıskacına girecek bir öğrenci. Elinde bastonu. Henüz 8. Sınıf olmamıza rağmen baston kullanan bir arkadaşa sahip olmayı kimse anlamıyordur tabi. Melek öğretmen hemen içeri aldı. Madina içeri yavaş yavaş girdi. Gözleri görmediği için hemen yardım etti ön sıradaki öğrenciler. Sıraya oturdu, Melek öğretmen ise dersini anlatmaya devam ederken, zil çaldı.
Bu okulda çocukların en sevdiği ses elbette teneffüs zilinin sesiydi. Herkes sesi duyduğu anda soluğu bahçede alır, oradan oraya koşuştururdu. Yalnız 5 kişi kalmıştı sınıfta. Ahmet, Firaz, Büşra, Madina ve Yusuf. Ahmet yavaşça kıpırdandı yerinde sonra çekti gözlerini dersten beri ayırmadığı pencereden. Sınıfa şöyle bir bakındı. Kendisi dışındaki bu 4 arkadaşında da aynı bakışları yakaladı. Utandı ve başını önüne eğdi. Sonra bir kahkaha işitiverdi yanı başında. Madina ayağa kalkmaya çalışırken Yusuf’un üzerine düşmüş ve annesinin çantasına sokuşturduğu salçalı ekmeği her yere bulaştırmıştı. Madina başta utansa da artan kahkahalara dayanamayarak bıraktı kahkahasını yeni arkadaşlarının arasına, yarı mahcup yarı neşeli bir edayla. Gülme sesleri kesilmeye başlayınca ilk söze giren Yusuf oldu.
- “Gitti bizim günlük yemek şimdi aç kaldık iyi mi?” dedi. Yusuf’un ailesi zor günler geçiriyordu. Babası uzun zamandır çalışmıyor, 6 kardeşi ile 2 odalı bir evde yaşam mücadelesi veriyordu. Diğerleri Yusuf’un ne demek istediğini anlamadı ama Ahmet anlamıştı. Yusuf’u tanıyordu çünkü. Sonra söze Büşra girdi. -“ Her yerin salça oldu ama olsun uzun zamandır böyle gülmemiştim, Hoş geldin sınıfımıza Madina renk getirdin ” dedi. Haklıydı. Madina sadece sınıfa renk getirmemiş bu gruba ve ileride oluşacak sıkı dostluğa da ilk can suyunu vermişti. Teneffüs bitmiş ve ders zili çalmıştı. Melek öğretmen sınıfa girmiş çoktan derse başlamıştı. Ama bizim bu 5 arkadaşın aklı, o teneffüste takılı kalmıştı.
Kısacık on dakikaya neler sığıyordu. Her tenefüs ayrı bir renkli geçiyordu. Tabii ki renklere siyah-beyaz da dahil. Siyah bir tenefüs bu arkadaşları beklemekteydi, Dersin sonuna doğru Büşra'nın annesi okula perişan bir halde gelmişti. Büşra bu olaya pek şaşkın bir şekilde tepki vermemişti. Bazen durup durup uzaklara dalmasından bir derdi olduğu anlaşılıyordu aslında. Annesi öğretmenle konuşurken en yakın arkadaşı Ahmet Büşra'nın yanına hemen sıvışıp ona olanları sordu. Büşra gözleri dolarak anne ve babasının ayrılmak üzerine olduğunu ve annesinin bu durumdan çok etkilendiği için Büşraya bir süre bakamayıp anneannesine yollayacağını anlattı. Büşra'nın hayatı arkadaşları tüm düzeni bozulacaktı. Ahmet nasıl bir teselli verebilirdi bu durumda. Ortalık buz kesmişti. Boğazda düğümlenen onca kelime ve uçsuz bucaksız bir sessizlik.
Ahmet'in de annesi ve babası ayrı olduğu için Büşranın halinden anlıyordu ama bir şey söylemek istemiyordu. Büşranın zaten sorunları olduğunu bildiği için belki de uzaklaşmanın ona iyi geleceğini düşünüyordu. Grup artık 4 kişi kalmıştı ama grup içinde başka bir sorun vardı, Yusuf. Eskiden parası olmasa da arkadaşlarıyla iyi olan Yusuf artık onlara fazla vakit geçirmiyor sınıfın zorbalarıyla arkadaşlık kuruyordu. Hatta bazen arkadaşlarına bile zorbalık yapıyor, onları tenefüste ve derste aşağılayordu. Madina bir kaç kez yanına gidip onunla konuşmaya çalışsa da Yusuf onu orda bırakıp gidiyor
Madina da gözleri görmediği için Yusuf'un onu sessizce dinlediğini ve onu anladığını düşünüyordu. Tek başlarına kalan Ahmet, Madina ve Firaz birbirleriyle sürekli iyi anlaşıyorlardı. Firaz ara sıra Suriye de ki eski yaşamını ve arkadaşlarını anlatıyor onlarla oynadıkları oyunları arkadaşlarıyla da oynamaya çalışıyordu. Ahmet ise babasının, annesini ile görüşmesine izin verdiğini ve bu hafta sonu onunla buluşacağı için çok heyecanlı olduğunu söylüyordu. Tabi tüm bu sohbetler sırasında eski arkadaşları Yusuf komik olduğu düşüncesiyle onların üzerlerine su döküyor, şiddet uyguluyor, eşyalarını alıyor hatta geri vermeyi bile düşünüyordu.
Bir sonraki ders Melek öğretmen yazılı yapmak için sınıfa girmişti. Tüm öğrenciler heyecanla sıralarına doğru koşuşturmaya başladı. Öğrenciler yerlerine oturup son hazırlıklarını yaptılar. Melek öğretmen görme engeli olan Madina’yi ön sıraya oturttu. Madina’nin sorularını okuyarak verdiği cevapları kendisi yazmaya başladı. Bu sırada Yusuf sınava çalışmadığı için çalışkan olan Ahmet’i cevapları söylemesi için sıkıştırıyordu. Bu durumu fark eden Melek öğretmen Yusuf’u uyararak yapmaya çalıştığı şeyin yanlış olduğunu söyledi. Yusuf Ahmet’e kızmıştı. Cevapları istediğinde verseydi Melek öğretmene yakalanmayacaktı. Yusuf, yazılı kağıdıyla oyanalanıp dururken bir yandan da zilin çalmasını bekliyordu. Zil çalmıştı tüm yazılı kağıtlarını öğrencilerden topladıktan sonra Melek öğretmen sınıftan ayrıldı.
Bir sonraki ders Melek öğretmen yazılı yapmak için sınıfa girmişti. Tüm öğrenciler heyecanla sıralarına doğru koşuşturmaya başladı. Öğrenciler yerlerine oturup son hazırlıklarını yaptılar. Melek öğretmen görme engeli olan Madina’yi ön sıraya oturttu. Madina’nin sorularını okuyarak verdiği cevapları kendisi yazmaya başladı. Bu sırada Yusuf sınava çalışmadığı için çalışkan olan Ahmet’i cevapları söylemesi için sıkıştırıyordu. Bu durumu fark eden Melek öğretmen Yusuf’u uyararak yapmaya çalıştığı şeyin yanlış olduğunu söyledi. Yusuf Ahmet’e kızmıştı. Cevapları istediğinde verseydi Melek öğretmene yakalanmayacaktı. Yusuf, yazılı kağıdıyla oyanalanıp dururken bir yandan da zilin çalmasını bekliyordu. Zil çalmıştı tüm yazılı kağıtlarını öğrencilerden topladıktan sonra Melek öğretmen sınıftan ayrıldı.
Yazılıdan sonraki ilk teneffüste Yusuf zorba arkadaşlarıyla bir olup Ahmet'i sıkıştırdı. Melek öğretmenin kendisine kızdığı için ondan öç almaya çalışıyordu. Yusuf Ahmet'in boynunda sallanan bir kolye gördü kolyeyi Ahmet'in elinden aldı. Ahmet kolyeyi geri istedi ama Yusuf kolyeyi vermemeye kararlıydı, Ahmet'i bırakıp gittiler. Ahmet kolyesini çok seviyordu çünkü o kolyeyi en sevdiği arkadaşı olan Büşra doğum gününde ona vermişti. Ertesi gün Melek öğretmen sınav sonuçlarını açıkladı Ahmet 90 Madina 100 Firaz 70 Yusuf 80. Bu dört arkadaş sınavdan bu notları aldı fakat Firaz türkçe konuşmayı sonradan öğrendiği için Melek öğretmen Firaz'a 15 puan ekleyeceğini söyledi. Yusuf bunu duyunca, ''öğretmenim, o zaman bize de ek puanlar verebilirsiniz'' dedi. Melek öğretmen Yusuf'a dönerek ,''Dua et puanını kırmadım. Sınavda yaptığın hareketten sonra gözümden iyce düştün'' dedi. Yusuf o gün boyunca yaptıklarının yanlış olduğunu, daha düzgün bir öğrenci olabileceğini ve bunun için ne yapması gerektiğini uzun uzun düşündü. .Bu durum ona zarar veriyordu. Arkadaşlarını kendinden uzaklaştırıyor, öğretmenlerinin gözünden düşüyordu. Artık karar vermişti...
Yusuf eski arkadaşlarını özlemişti. Onlarla yeniden dostluk kurma çabalarına girmeye başladı. Ertesi gun olduğunda yusuf ,ahmet,firaz ve madina ile konuşmaya çalıştı. Ahmet yaptığı hatayı anlasın diye Yusuf ile konuşmamaya karar verdi.Yusuf özür dilemek için kopardığı kolyeyi tamir edip Ahmete götürdü.
Ahmetin nezlinde o kolye cok değerli olduğu için kolyeyi alıp yusuf ile yaptığı hatalar üzerine konuşmaya karar verdi. Hepsi beraber okulun bahcesine gittiler. Madina görmediği için Firaz ona yardım etti. Bahçede konuşmaya başladılar . Ahmetin annesi babası ayrı oldugu için yalnızlık duygusunu çok iyi biliyordu. Yusufla konuşup onu tekrar aralarina aldılar ve bu birliktelik ömür boyu sürecek bir dostluğun ilk adımıydı.
Ertesi gün Ahmet, Firaz ve Madina Yusufu denemek için bir plan kurdular.Yusuf bahçede dolanırken yanına diğer sınıftan yürüme engelli olan Velid geldi Yusuftan onu sınıfa kadar götürmesini istedi. Tabikide bu planı Ahmetler kurduğu için köşeden onları izliyorlardı. Yusuf'un nasıl bir hamle yapacağını merakla bekliyorlardı. Yuuf tam da onların istediği bir hareketi yaparak Velide yardım ederek onu sınıfa kadar götürdü. Sonra Ahmet, Madina ve Firaz Yusuf'un yanına gittiler. Yusuf'a bu hareketinden dolayı teşekkür edip değiştiğini kabul ederek ona güvenmeye başladılar. Bu dört arkadaş iyiliğin, yardımlaşmanın, güvenin ve merhamet duygusunun ne kadar önemli olduğunu anlayıp bu şekilde hayatlarına ettiler.
Fakat yardıma ihtiyacı olan diğer bir arakadaşları daha vardı-Büşra.. Bu zor zamanlarında onu yalnız bırakmak istemiyorlardı.Büşranın halinden en çok daha önce bu süreci geçmiş Ahmet anlıyordu, babasının cep telefonu ile onu ara-sıra arar,morel vermeye çalışıyor,okulda olanlardan bahs ederdi... Yine güneşli bir okul sabahıydı.Bugün çok güzel olucakdı.. Büşra annesini onu okula götürmesi için ikna etmeyi başarmışdı,arkadaşları onu görünce hemen sardılar,onu çok özlemişlerdi.. daha onu konuşturmaya fırsat bulmamış zil çaldı,ders zamanı başladı.Herkes soruları çözer,ödevlerini yaparken Büşra yinede sınıfdan geri kalıyordu.Yaşadığı olaylar onu iyice etkilemiş ve hayatına yansımış,derslerine odaklanmasını zorlaştırmışdı..
Nihayet tenefüs zili çalmıştı. Ahmet'in anne ve babası ayrı olduğu için Büşra'yı biraz daha iyi anlıyordu. Ahmet Firaz Yusuf ve Madina'yı bir araya alarak onlarla bu durum hakkında ne yapabileceklerini konuştu. Büşra'nın aile sorunlarına bir şey yapamayacaklarını ama herkes farklı konuda onun zihninin dağılmasına yardımcı olabileceklerini düşündüler. Ve şöyle bir karara vardılar. Ahmet ve Yusuf ders konusunda Büşra'ya yardım edebileceklerini, her ders Büşra'nın yanına oturup onun eksik yerlerini tamamlayabileceklerini söylediler. Sonra Firaz çok güzel yemekler yaptığını Büşra'ya bunları yapmayı öğreterek onun can sıkıntısını hafifletebileceğini söyledi. Madina ise uzun süre ne yapsa Büşra'ya iyi geleceğini düşündü ve sonra buldum dedi. Hem Büşra bana hem de ben Büşra'ya yardım edebilirim dedi. Yusuf hemen atladı o nasıl olacakmış? dedi. Madina cevap verdi Büşra'ya yürüyüş arkadaşı olacağım böylece hem ben hem de Büşra daha iyi hissedeceğiz dedi. Böylece bir kez daha dostluklarını pekiştirmek için adım
Ailece bir arada olduğumuz sınıfta bazen sorunlar çıkabiliyor. Aile içi gerginlikler çocukların yaşamlarını olumsuz etkiler. Ne yazık ki böyle bir ailenin bireyi olan sınıf arkadaşım Ahmed sık sık içine kapandı. Onu bu durumdan kurtarmak için her zaman yanında olduğunu ve ne olursa olsun asla yılmayacağını tavsiye ettik. Sınıfımızın en sessiz çocuklarından biri Yusuf. Yusuf'un ailesinin sosyal durumunun iyi olmadığını hepimiz biliyoruz. Yağmurlu havalarda giyecek çizmesi yoktu. Dolayısıyla böyle bir havada okula gelemez, eğitiminde geri kalırdı. Hepimiz çabucak para topladık ve ona ayakkabı aldık. Firuz bizim sınıfımızda dersi anlamakta zorlanan öğrencilerden biri. Firuz'nın basit konulara kısmen de olsa hakim olmasına yardımcı olduk. Böylece sınıfımız sevgi dolu bir aile gibi. her zaman, her yerde bir arada olmak en büyük mutluluğumuz. Samimi ailemizi ve birbirimize olan desteğimizi birleştiren bu birliktelik, aydınlık bir geleceğe olan güvenimizi güçlendirdi.
Çocuklar kısa sürede bir birlerine yardım ederek bir çok zorlukların üstesinden gelmişti.Madina Büsranın annesini ikna etmişti.Büşra anneannesine gitmeyecek,Madinayla kalarak ona yardım edecekti. Bir gün arkadaşlar okulun bahçesinde piknik yaparken çok eğleniyorlardı.Diğer sınıf arkadaşları bu manzaranı hayretle seyrediyordu.Onlar hatalarını fark etmişdi.Lakin özür dilemek için geç olduğunu düşündükleri için uzgundüler. Melek ögretmen öğrencilerini üzgün görüp ne olduğunu sordu.Ögenciler dertlerini anlatırken öğretmen her kesin hata yapa bileceğini ve özür dilemek için hic bir zaman geç olmadığını anlatır.Çocuklar bu 5 arkadaşın yanına gider ve özür dilerler
Her insanin xetasi ola bilir.Esas odur ki sehvini anlasin insan..Yusufda öz dostlari ile barısmiş ve bir daha sehv etmeyeceyine söz verdi ozüneSinifde mehriban olmali,yoldaşlarinla mülayim davranmali,ehtiyac olarsa yoldaşlarina komek etmek lazimdi-anladi Yusuf..Muellimin tapsiriqlarini yerine yetirecek ve derse gecikmeyecek.Sinif yoldaşlarina da eyni tövsiyyeni edecek..Bu düşunce ile yoldaşlarinin yanina yollandi..
Adi gibi melek yuzlu Melek ogretmen cocuklara arkadasligi, hayirseverliyi, birliyi cok guzel asiliyordu. Bu yuzden de arkadaslar gorme engelli Medineye odevlerini hazirlamak icin, Ahemete, Busraya anne babasinin ayriligini hiss etmemesi icin, Yusufun daha duzenli olmasi icin bir-birilerine oldukca cok yardimci oluyorlardi. Arkadaslar okuldan sonra odevlerini birlikde hazirlar, oyun oynar, eylenirlerdi. Arkasdaslarin hayirseverliyinden sokak hayvanlari sanki bayram ediyordu. Firaz iyi yemekler yapa bildiyinden hayvanlar yemek hazirliyor, Ahmet ve Yusuf onlar icin evler kuruyor, Busra ve Medine hayvanlari yemlemeye yardim ediyorlardi. Boylece arkadaslar gunun cook saatini birlikde oluyor, bir-birinden cok seyler oyreniyorlardi.
Sınıf arkadaşlarının kurdukları bu sıkı dostluk ve yardımlaşma kendilerini o kadar iyi hissettiriyordu ki içleri huzurla doluydu. Toplumun her kesiminde Madina gibi engelli bireylerin yaşadığı zorluklar insanların “ Her insan bir engelli adayı" olduğu gerçeğini unuttuğunu gösteriyordu. Bugün barındığımız güzel ülkemiz bize yuva iken orayı terketmenin kendisi için ne kadar zor olacağını başlarına gelmeden anlamalı öyle kucak açmalıydı göçmenine insalar. Farklı olanın bizlere renk kattığını anlayıp dünyamıza renk katmak için renkleri karıştırmak gerektiğini anlamalıydı insanlar.
Muhiyddin Abdal ne güzel demiş "insan insan derler, insan nedir şimdi bildim, can can deyü söylerlerdi, ben can nedir şimdi bildim, kendisinde buldu bulan, bulamadı taşrada kalan, canların kalbinde olan, inanç nedir şimdi bildim, Muhiyydin eder hak kadir, görünür her şeyde hazir, ayan nedir pinhan nedir, nişan nedir şimdi bildim" Çocukların bu güzel dostluğu onlara hayatın her zaman toz pembe olmadığını, bazı gerçeklerin can acıttığını, onlarla baş edebilmek için insanın insana muhtaç olduğunu anlatmıştı. 5 Arkadaş bu farkındalığa erken ulaşmışlardı ancak birbirlerini bulmaları onlar için şans olmuştu.
SON