Want to create interactive content? It’s easy in Genially!

Get started free

nasrettin hoca kartları

filiznehir2018

Created on March 18, 2021

Start designing with a free template

Discover more than 1500 professional designs like these:

The Power of Roadmap

Simulation: How to Act Against Bullying

Artificial Intelligence in Corporate Environments

Internal Guidelines for Artificial Intelligence Use

Interactive Onboarding Guide

Word Search

Sorting Cards

Transcript

Bir hindiniz var bunu daha yüksek bir fiyata satmak için hindiye hangi değerleri katarsınız.( 3-4’er kişilik takımlar kurarak fikir üretin. Fikirleriniz gerçekçi olmak zorunda değil, sıradışı olabilir, ne kadar çok fikir ürettiğiniz önemli. KAÇ FARKLI FİKRİN VAR) İpucu: Fikir üretmek için hindi ile başka şeyler arasında köprüler kur, orijinalinde olmayan farklı özellikler, amaçlar için kullan, yeni kullanım alanları bul, şeklini değiştir, hayal gücünü kulllan

Küçük bir papağanın onbeş altına satıldığını gören Nasreddin Hoca, bir koşuda evine gidip kümesteki hindisini tutmuş. Apar topar pazara götürüp başlamış bağırmaya : - Satılık hindii.... Satılık hindii.... Yirmi altına satılık hindi !

Nasrettin Hoca hindisinin değerini arttırmak için ne demiştir?

BiR KASE YOĞURDUNUZ VAR BUNUNLA NE YAPARDINIZ?

Title 1

NASRETTİN HOCA NE YAPMIŞ OLABİLİR?

NASRETTİN HOCAYI İLGİNÇ BİR YERDE YOĞURT MAYALAMAYA ÇALIŞIRKEN GÖRENLERE HOCA NASIL BİR YANIT VERMİŞ OLABİLİR?

GERÇEKLEŞMESİ MÜMKÜN GÖRÜNMEYEN ŞEYLERİ DENEMEK İSTER MİYDİNİZ?

Günün birinde Hoca komşularını yemeğe davet eder. Misafirler sofraya oturduklarında görürler ki yemekler ziyafet yemeği filan olmayıp, günlük yemekler. İçlerinden biri Hoca’ya takılır: “Yahu Hoca, sen koskoca Nasreddin Hocasın. Bugüne kadar hiç yeni yemek icat etmedin mi?” Hoca şaşkınlığını gizleyerek biraz düşünür gibi yapar ve adama dönerek: “Haklısınız, vaktiyle bir yemek icat etmek istedim, ancak pek tadı tuzu olmadı, tuhaf bir şey oldu.” der. Misafirler merakla sorar: “Hocam, Hocam icat ettiğin yemek neydi?

Hoca nasıl bir yemek icat etmiş olabilir?

Nasrettin Hoca'ya: "Neden eşeğine ters bindin?" sorusuna ne yanıt vermiş olabilir?

Eşeğe ters binen Nasrettin Hoca'nın gideceği yönü görebilmesi için sizce ne yapmalı?

Nasreddin Hoca komşularından birine borçlu olup bir türlü ödeyememektedir. Alacaklı birkaç defa kapıyı çalınca Hoca: “Komşu çok kısa bir zaman içinde borcumu sana ödeyeceğim.” der. Komşusu biraz şaşkın bir vaziyette; “Bu iş nasıl olacak, ne zaman ödeyeceksin?” deyince Hoca:

Hoca ne söylemiş olabilir?

Hocanın çözümünü duyunca gülmeye başlayan komşusuna, Nasrettin Hoca nasıl bir yanıt vermiş olabilir?

Nasrettin Hocanın mahallesindeki çocuklar, sokak ortasında oyun oynuyorlarmış. Çocukların oyunu Hocanın da çok hoşuna gitmiş. Eşeğini durdurarak onları seyretmeye başlamış. Bu arada yaramaz çocuklardan birisi Hocanın yanına gelerek, şaka olsun diye vurmuş, Hocanın başındaki kavuğu yere düşürmüş. Çocuklar koşuşmuşlar. Kavuk elden ele dolaşmaya başlamış. Hoca, çocuklara: "Etmeyin çocuklar. Kavukla oynamayın! Ayıptır, yazıktır." demişse de Hocanın sözlerini dinleyen olmamış. Hoca, çocukların söz dinlemediğini görünce, çekip gitmiş. Başı açık olarak eve gelince karısı sormuş. - Hayrola Hoca Efendi! Kavuğun nerede? Hoca:

Hoca karısına ne söylemiş olabilir?

Evinin yerinden memnun olmayan köylünün biri sıkıntısını anlatmak üzere Nasreddin Hoca’ya gelir: “Hocam evde gün ışığına hasret kaldık. Evim güneş yüzü görmüyor. Bu sıkıntıma bir çare bul.

Nasrettin Hoca köylünün sorununa nasıl bir çözüm bulmuş olabilir?

Bir gece Nasrettin Hoca'nın canı çok sıkılır. O da biraz dolaşmak için dışarı çıkar. Ama o zamanlar geceleri dolaşmak yasakmış. Bekçi Nasrettin Hoca'yı görünce hemen yanına gider. – Hey, Hoca efendi. Geceleri dolaşmanın yasak olduğunu bilmiyor musun? Söyle bakalım burada ne arıyorsun, diye sorar. Nasrettin Hoca hemen bir cevap bulur.

Nasrettin Hoca nasıl bir yanıt vermiş olabilir?

Nasrettin Hoca ile bir arkadaşı Konya'yı gezerler. Bu sırada yüksek minareli bir cami görürler. Arkadaşı merakla, -Hocam sen bilirsin her halde. Şu minareleri acaba nasıl yaparlar, diye sorar. Nasrettin hoca kendisinden emin :

Nasrettin Hoca arkadaşına ne yanıt vermiş olabilir

Devenin kanatları olsa ne olurdu? (3'er 4'er kişilik gruplar halinde sıradışı fikirler üretelim)

İpucu: Fikir üretmek için deve ile başka şeyler arasında köprüler kur, orijinalinde olmayan farklı özellikler, amaçlar için kullan, yeni kullanım alanları bul, şeklini değiştir, hayal gücünü kulllan

Nasrettin Hoca devenin kanatlarının olmasını ister miydi?

Denizin Suyu Niçin Tuzludur?

( 3-4’er kişilik takımlar kurarak fikir üretin. Fikirleriniz gerçekçi olmak zorunda değil, sıradışı olabilir, ne kadar çok fikir ürettiğiniz önemli. KAÇ FARKLI FİKRİN VAR) İpucu: Fikir üretmek için deniz ile başka şeyler arasında ilişki kur, orijinalinde olmayan farklı özellikler, amaçlar için kullan, yeni kullanım alanları bul, hayal gücünü kulllan

Bu soruya Nasrettin Hoca nasıl cevap vermiş olabilir?

Nasreddin Hoca’nın hanımı olmak zor mu zor; geleni olur, gideni olur. Hoca’nın hanımı gündüzleri hep komşuları tarafından ev oturmalarına çağırılır. Gitse olmaz, gitmese olmaz, ne de olsa Hoca hanımı… Belki de Hoca hanımı olmanın verdiği sorumluluktan dolayı kimsenin gönlünü kırmaz ve davetlere gider. Hanımının çok gezdiğini bilen bir komşusu günün birinde Hoca’ya; “Hocam, yanlış anlamayın ama senin hanım galiba çok geziyor…” der. Nasreddin Hoca, komşusunun sözü nereye getirmek istediğini bildiği için;

Nasrettin Hoca komşusuna nasıl bir yanıt vermiş olabilir?

Siz olsaydınız bu fıkrayı nasıl tamamlardınız?

Günün birinde Nasreddin Hoca eşeğini kaybeder. Bunun üzerine Hoca’nın bütün eşi dostu toplanarak kaybolan eşeği aramaya başlarlar. Bu arada Nasreddin Hoca bir taraftan eşeğini ararken bir taraftan da; “Çok şükür ya Rabbi! Çok şükür ya Rabbi!” deyip durur. Bu sesi işiten Hoca’nın dostları; “Hocam, eşeği aramaya başladığımızdan beri ‘çok şükür ya Rabbi! Çok şükür ya Rabbi!’ deyip duruyorsun, bunun sebebi nedir?”

Hoca eşeğini kaybettiği halde neden şükrediyor olabilir?

Hoca günün birinde Konya’ya gelir ve camilerden birinde vaaz vermek için kürsüye çıkarak; “Ey cemaat, biliyor musunuz, buranın havasıyla bizim Akşehir’in havası aynı.” der.

Nasrettin Hoca bu kanıya nasıl varmış olabilir?

Nasreddin Hoca eşeğinin dışında zaman zaman katır ve ata da biner. Uzak yolculuklarında tercih ettiği atı biraz huysuz olunca Hoca bunu satmak ister. Atı pazara çekince, alıcılar yaşını belirlemek için, atın dişine bakarken hayvan şaha kalkıverir. Ayaklarına baktıklarında çifte atar. Kısacası at huysuz mu huysuz… Etraftan; “Yahu Hocam, huysuz atı kim alır?” filan deyince, attan canı yanan Hoca:

Nasrettin Hoca nasıl bir yanıt vermiş olabilir?

Nasreddin Hoca bir gün camiden çıkıp evine doğru giderken tanımadığı bir adamla karşılaşır. Hoca ile selamlaştıktan sonra adam minareyi göstererek: “Hoca Efendi, buna ne derler?” diye sorar. Hoca, tereddüt etmeden: “Kuyu!” cevabını verir. Adam, Hoca’yı sıkıştırmak için: “Hocam, anladım da kuyu nasıl böyle ters yüz olmuş?” deyince

Bu fıkrayı nasıl tamamlardınız

Nasreddin Hoca bir akşamüzeri arkadaşlarıyla ayaküstü sohbet ederlerken yeni doğmakta olan ayı görürler. Arkadaşları muziplik olsun diye Hoca’ya sorarlar: “Hocam, yeni ay doğunca eskisini ne yaparlar?”

Siz bu fıkrayı nasıl tamamlardınız

Hemşerileri bazen candan, bazen de sahte olarak Hoca’ya saygı gösterirler. Günün birinde sahte saygı gösterenlerden biri Hoca’yı evine davet eder. Hoca da konumu gereği davete gider. Gider gitmesine de eve yaklaşınca ev sahibinin başını pencereden içeriye doğru çektiğini görür. Hiçbir şey olmamış gibi evin kapısına çalan Hoca; “Komşu, komşu ben geldim.” deyince, kapının arkasından değiştirilmiş bir ses duyulur: “Ah Hocam, ah! Evin sahibi buradaydı, az önce gitti, bensizin geldiğinizi söylerim, mutlaka çok üzülecektir.”

Hoca bu söz karşısında ne söylemiş olabilir?

Günün birinde bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaktadır. Elbette yağmur yağdığı vakit ya koşulur, ya da bir yerlere sığınılır. Nasreddin Hoca da yağmurun yağışını ve sokakların yalnızlığını pencereden seyrederken bir de bakar ki yağmurdan kaçan bir adam… Hoca biraz dikkatli baktığında bunun bir komşusu olduğunu anlar ve pencereyi açarak; “Komşu, komşu, utanmıyor musun, niçin Allah’ın rahmetinden kaçıyorsun?” deyince adam koşmayı bırakır ve yavaş yavaş evine doğru gider. Bu arada adamın da ıslanmadık yeri kalmaz. Ertesi gün hava yine yağmurludur. Bu defa Hoca Efendi alışveriş için sokağa çıkmıştır. O, işini bitirip de hızlı adımlarla evine doğru giderken bir gün önceki komşusunun evinin önünden geçer. Bu sefer komşusu; “Hoca Efendi, Hoca Efendi, sen dün bana ‘Allah’ın rahmetinden kaçılmaz. ’ demiştin; bak şimdi kendin kaçıyorsun.” deyince,

Hoca komşusuna nasıl bir cevap vermiş olabilir?

Bir gün Nasrettin Hoca göl kenarında gider. Elinde de bir kase yoğurt vardır. Hoca, yoğurdu kaşık kaşık göle boşaltmaya başlar. Bu sırada onu gören biri şaşırarak, – Hoca ne yapıyorsun, diye sorar. Hoca gülerek, – Görmüyor musun göle yoğurt mayalıyorum, der. Adam, Hoca’nın delirdiğini düşünür. – Vah, vah, vah! Sen çıldırdın mı Hoca! Koskoca göl maya tutar mı, deyince Hoca gayet ciddi cevap verir. – Peki ama ya tutarsa

Hoca şöyle bir düşündükten sonra: “Ekmeğin arasına kar koyup yemek.” der

Benim yönüm değil eşeğin yönü ters

Eşekle aynı yola aynı yönde gittiğimi görmemek için

Arkadan gelen tehlikeleri görmek için

“Bak komşu, kapının önüne çalı ektim, çalılar ilkbaharda yeşerecek, sonra çalıları sertleşecek…

“Kapının önünden geçen koyunların yünleri çalılara takılacak…”

“Sonra mı, bu yünleri toplayacağız, hatunla birlikte kabartacağız, sonra kirmanda eğireceğiz, son olarak da pazarda satacağız. O zaman senin paranı ödeyeceğim.” deyince alacaklı acı acı gülmeye başlar.

“Ah komşu ah, peşin parayı görünce ne de güzel gülüyorsun.”

Nerede olacak hatun? Bu gün çocukluğu tuttu. Mahallede çocuklarla oynuyor!

“Yahu komşu, senin toprağın filan yok mu?”

“İlahi Hoca Efendi, köylü adamın tarlası olmaz mı hiç?”

“Madem tarlan var, o halde güneş de görüyordur.”

“Yahu Hocam, tarladır bu, elbette güneş görür.”

“Oh, ne güzel! Güneş senin evine gelmiyorsa sen evini tarlaya götürüver.”

– Şeyy. Uykum kaçtı da onu arıyorum!

Bunda bilmeyecek ne var! Tabii ki kuyuyu ters çevirince minare olur, cevabını verir.

Bir gün Nasreddin Hoca caminin kürsüsünde vaaz ederken ; - "Ey cemaat, şükredin ki Allah develerinize kanat vermedi" demiş. Cemaat duraklamış, develerimizin kanatları olsa ne güzel uçardık, ne hızlı giderdik, acaba Hocamız ne demek istiyor" diye düşünürlerken cemaatten biri: - "İyi olmaz mıydı Hocam ?" diye sorunca;

"Kanatları olsa develeriniz damlarınıza konarlardı, damlarınız da başlarınıza yıkılırdı" demiş.

Yahu hocam demişler. Bir hindinin yirmi altın ettiği nerde görülmüş. - Ne olmuş diye çıkışmış Hoca. Demin bir kuşu onbeş altına sattılar. - Ama o papağandı demişler. Tıpkı insan gibi konuşuyor o. - Olsun demiş Nasreddin Hoca. O konuşuyorsa bu da düşünür !

Hocam, denizlerin suyu niçin tuzludur?" “Aaa, bunu bilmeyecek ne var, balıklar kokmasın diye.”

-“Adam sen de! Eğer senin dediğin gibi çok gezmiş olsaydı arada sırada bizim eve de uğrardı!” der.

Bu soruyu niçin sorduğunuzu anlayamadım. Bunu bilmeyecek ne var, eşeğin üzerinde olmadığım için şükrediyorum.” der. Hoca’nın dostları merakla bir defa daha sorarlar. “Pekiyi, eşeğin üzerinde olsan ne olacaktı?” deyince Hoca, bir şey olmamışçasına; “Efendiler, bunu bilmeyecek ne var, elbette eşekle birlikte ben de kaybolacaktım.”

Cemaatten biri dayanamayıp; “Hocam, nereden bildin?” diye sorunca Hoca; “Bunu bilmeyecek ne var, orada ne kadar yıldız varsa, burada da o kadar yıldız var. İnanmazsanız sayın” deyiverir.

“Ben de biliyorum huysuz atı kimsenin almayacağını, ancak benim neler çektiğimi görmeniz için pazara getirdim.” der.

Hoca: “Efendi, kuyuyu ters yüz ettikten sonra kurusun diye güneşin altına dikmişler.” deyiverir.

Hoca bu, sorunun altında kalacak değil ya, hemen cevabını veriverir: “Bunu bilmeyecek ne var arkadaşlar, kırpıp kırpıp yıldız yaparlar.

Hoca bu söz karşısında iyice sinirlenir ve; “Ev sahibine söyleyin, bir daha bir yere giderken başını pencerede unutmasın.” der

Hoca : “Be adam! Ben Allah’ın rahmetinden kaçmıyorum, Allah’ın rahmetini çiğnememek için koşuyorum.” der.